22 Haziran 2013 Cumartesi

Yinemi güzeliz, yinemi ÇİÇEK VERİN LAN BANA!


Herhangi bir denizin kıyısında otur ve her şairin söylediği gibi gözlerini kapat, şehri dinle.. yaklaşık 40 dakika sonra çişin gelir.

O denizin kıyısında durabiliyosan eğer ara ara, bi kere atla, debelen, sonra haykırarak suya bırak kendini, su her zaman daha büyüklere doğru akar. akarsan kir tutmazsın belki. Şehrin tüm kalabalığından tüm kirinden tüm ihanetinden yada tüm nefretinden asla kaçamazsın şair.

17 Ocak 2013 Perşembe

Ne kadar umrumdaysa artık...

Bukowski'nin ne kadar umrundaysa o kadar işte...

Tamam, önemseyelim, umrumuzda olsun da abi nereye kadar? Yaşamak için sınırlı vakite sahip bi insan neden bunları kendine yük eder ki? bugün varız eyv, ama belki yarın blogger bunu silmediği sürece bu kim lan diye okunacak bi adam oluvericez.

İçinizden bi saat tutun ve sonra bırakın. Ertesi gün içinizden tuttuğunuz o saçma sapan saati hatırlamaya çalışın. İşte herşey bu kadar umrunda değil aslında, sadece hatırlamak iyi geliyor o kadar.

Beni benden bi alın aga ya. Pokemon besler gibi bakın işte. yemimi suyumu eksik etmeyin yeter. Belki yıllar sonra gelir, pişman olurum.

12 Ocak 2012 Perşembe

Yaşama hakkımız, mücadele gücümüz kadardır.

                Eğer bir gün küçülürsek, büyük adımlar atmayı öğrenemediğimiz içindir. Bazen neler olduğunun, olayların nasıl hızlı geliştiğiniz farkına varıyorum ve kendime, “napıyorum lan ben ! ne zaman bunları yapabilecek kadar büyüdüm” diyorum. Bugün yani Ocağın 12’sinde Bodruma  geldim ve küçük bir otele yerleştim. Çalışmak iş bulmak yada para kazanmak için evden ayrılabilecek kadar büyüdüğümün farkında olmadan. Beni uğurlamak için garaja annem babam ve hakkı geldi. Babam ve annem beni uğurlarken ağladılar. Büyüdüğümün farkına varamayan tek insan olmadığımı anladım. Annemi ve babamı daha fazla ağlatmamak için ağlamayın diyerek gülücükler saçtım, sanki çok mutluymuşum gibi. Otobüs garajdan çıktıktan sonra kendimi tutamadım.
                Şuan bi otel odasında tek başıma oturuyorum. Burası biraz soğuk ama idare ediyorum. Eşyalarımın bi kısmını yerleştirdim. Yarın işe başlayacağım. Heyecanlı ve meraklıyım, bir o kadarda korkak. Kendimi hiç tanımadığım bi yere ve hiç beklemediğim bi pozisyon içine attım. Evet bişeyler başarmak, kendimi insanlara ispatlamak ve tecrübe edinmek istiyorum, ama içimde anlam veremediğim bi tedirginlik, bi korku var. Kendime bazen “evet doğru bişey yaptın”, bazende “oğlum sen manyakmısın ya” diyorum. Belirsizim, tedirginim.
                Buraya gelirken ve buraya geleceğimi herkese haber verdim. Haber vermediğim kimse kalmadı sayılır. İnsanları buraya geldiğimden haberdar ederken anladım ki, ulan ben ne kadar sevilen bi adammışım ya! Bana yardımcı olan benim içimi rahatlatan yada kafasında uçuk senaryolar kuran eşim, dostum, ailem ve arkadaşlarımı çok ama çok seviyorum. Hepsinin değerlini bir kere daha anladım.
                Umarım buradaki yeni işimde başarılı olurum. Ve umarım başıma bir iş gelmeden burada paramı kazanıp, tecrübemi arttırabilirim.

                Dünyanın binbir türlü hali var. Bunu okurken bana kızabilirsiniz belki ama bunu yapmak beni çok rahatlatıyor. Eğer bana bir şey olursa şunu bilmenizi isterim ki; hepinizi, yaşamayı, hayatı, aşkı, neşeyi, kederi kısacası herşeyi ayrı ayrı ama çok sevdim. Tamam belki hepinizi kandırdım, ama ben bigün köşeyi döneceğime gerçekten inandım (tebessüm). İnandığım yada iyi insan olmak zorunda olduğum için değil, "sadece" iyi bir insan olabilmek için çabaladım. Dilerim ki beni hayatınız boyunca beni iyi tanırsınız ve güzel hatırlarsınız. “bi gün köşeyi dönücem” lafını her duyduğunuzda hatırınıza düşerim. Toprağa karışma vaktim geldi. Yediğiniz şeftaliden,  kuzu kulağından, vişneden, iyiliğin ve azmin tadını almanız dileğiyle. Yaşama hakkımız, mücadele gücümüz kadardır.

29 Temmuz 2011 Cuma

...

yusufçuklar  gece gelirmiş,
gelir mest edermiş  aşıkları,
dinmezmiş  seven kalplerin ateşi
derlerdi,  inanmazdım,

aynı gökyüzüne baka baka kararırken günümüz,
her gece farklı bir yıldızdan yansıdı yüzün.
eserken rüzgarın  bana doğru,
dağ çiçekleri çaldı ondan kokunu,
duyamadım
gözlerine bakamadım.
iki dudağımın arasından
kulağına sevgi sözcükleri fısıldayamadım.

gece gelecek aşığın
gelip mest edecek seni,
bir buse bırakacak özleyen yerlerine kalbinin
derlerse inan!

bir sabah uyandığında yanında bulacaksın beni
çünkü
gece gelirmiş yusufçuklar
ve

kaybetmez asla gerçek aşklar.

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Sana, bir daha hiç ayrılmayacakmışcasına sıkı sıkı sarılmama yaklaşık 17-18 gün kala.
Oğlun…

Ağzımda demir döven işçiler
Dilim balyoz gibi damağıma vuruyor

Kalbimin tomografisi çekiliyor.
Daha iyi görünmek için, gülümsüyorsun.

(ÖZ)

9 Mayıs 2009 Cumartesi

kendini vuran er aslında şehit midir?

hayatın neresindeyim ?
hayatın kendisimiyim?
içimde sandığım neferetin
ben daha ötesimiyim?

kendim kendime yaşarken öfkemi
içimde buldum nefreti
sanırsın hayat kendinden öte
aslında yaşarsın nefretini.

oysa içinde büyüyen
bir çığ olmak istemezdin !
kendini vuran er
aslında şehit değil. . .

hayat aslında zor değil
eğer bulduysan öfkeni.
savaş aslında kan değil
eğer yaşadıysan nefreti

kendinle şavaştığın an
göreceksin benliğini
şavaştan da öte
içindeki nefretin

oysa içinde büyüyen
bir çığ olmak istemezdin !
kendini vuran er
aslında şehit değil. . .