12 Ocak 2012 Perşembe

Yaşama hakkımız, mücadele gücümüz kadardır.

                Eğer bir gün küçülürsek, büyük adımlar atmayı öğrenemediğimiz içindir. Bazen neler olduğunun, olayların nasıl hızlı geliştiğiniz farkına varıyorum ve kendime, “napıyorum lan ben ! ne zaman bunları yapabilecek kadar büyüdüm” diyorum. Bugün yani Ocağın 12’sinde Bodruma  geldim ve küçük bir otele yerleştim. Çalışmak iş bulmak yada para kazanmak için evden ayrılabilecek kadar büyüdüğümün farkında olmadan. Beni uğurlamak için garaja annem babam ve hakkı geldi. Babam ve annem beni uğurlarken ağladılar. Büyüdüğümün farkına varamayan tek insan olmadığımı anladım. Annemi ve babamı daha fazla ağlatmamak için ağlamayın diyerek gülücükler saçtım, sanki çok mutluymuşum gibi. Otobüs garajdan çıktıktan sonra kendimi tutamadım.
                Şuan bi otel odasında tek başıma oturuyorum. Burası biraz soğuk ama idare ediyorum. Eşyalarımın bi kısmını yerleştirdim. Yarın işe başlayacağım. Heyecanlı ve meraklıyım, bir o kadarda korkak. Kendimi hiç tanımadığım bi yere ve hiç beklemediğim bi pozisyon içine attım. Evet bişeyler başarmak, kendimi insanlara ispatlamak ve tecrübe edinmek istiyorum, ama içimde anlam veremediğim bi tedirginlik, bi korku var. Kendime bazen “evet doğru bişey yaptın”, bazende “oğlum sen manyakmısın ya” diyorum. Belirsizim, tedirginim.
                Buraya gelirken ve buraya geleceğimi herkese haber verdim. Haber vermediğim kimse kalmadı sayılır. İnsanları buraya geldiğimden haberdar ederken anladım ki, ulan ben ne kadar sevilen bi adammışım ya! Bana yardımcı olan benim içimi rahatlatan yada kafasında uçuk senaryolar kuran eşim, dostum, ailem ve arkadaşlarımı çok ama çok seviyorum. Hepsinin değerlini bir kere daha anladım.
                Umarım buradaki yeni işimde başarılı olurum. Ve umarım başıma bir iş gelmeden burada paramı kazanıp, tecrübemi arttırabilirim.

                Dünyanın binbir türlü hali var. Bunu okurken bana kızabilirsiniz belki ama bunu yapmak beni çok rahatlatıyor. Eğer bana bir şey olursa şunu bilmenizi isterim ki; hepinizi, yaşamayı, hayatı, aşkı, neşeyi, kederi kısacası herşeyi ayrı ayrı ama çok sevdim. Tamam belki hepinizi kandırdım, ama ben bigün köşeyi döneceğime gerçekten inandım (tebessüm). İnandığım yada iyi insan olmak zorunda olduğum için değil, "sadece" iyi bir insan olabilmek için çabaladım. Dilerim ki beni hayatınız boyunca beni iyi tanırsınız ve güzel hatırlarsınız. “bi gün köşeyi dönücem” lafını her duyduğunuzda hatırınıza düşerim. Toprağa karışma vaktim geldi. Yediğiniz şeftaliden,  kuzu kulağından, vişneden, iyiliğin ve azmin tadını almanız dileğiyle. Yaşama hakkımız, mücadele gücümüz kadardır.